Danışman: Prof. Kaan CANDURAN
Yazar: Ozan BEBEK
Bu sanat çalışması raporu, distopya kavramının seramik formlar aracılığıyla kıyamet
sonrası senaryolar bağlamında değerlendirilmesini amaçlayan bir araştırmanın
bulgularını sunmaktadır. Distopya, baskıcı, adaletsiz ve karamsar bir toplumsal
düzenin geleceğe yönelik tasviri olup, genellikle ütopyanın karşıtı olarak
değerlendirilmektedir. Raporda, distopya kavramının tarihsel gelişimi ve bu
kavramın edebiyat ile sanattaki yansımaları, özellikle George Orwell, Aldous Huxley
ve Ray Bradbury gibi yazarların eserleri üzerinden ele alınmıştır. Seramik sanatı,
sanatçılara kil gibi doğal malzemelerle özgün formlar yaratma ve estetik anlatılar
oluşturma imkânı sunmaktadır. Araştırmada, seramik formlarının distopik temalarla
nasıl bütünleştiği ve bu temaların seramik sanatındaki yansımaları incelenmiştir.
Seramik sanatçıları, farklı malzeme ve tekniklerle distopya kavramını estetik ve
kavramsal düzeyde yeniden yorumlamışlardır. Kıyamet sonrası senaryolar,
genellikle medeniyetin büyük bir felaket sonucu çöküşünü veya gerilemesini anlatır
ve bu temalar, nükleer savaş, salgın hastalık veya doğal afetler gibi çeşitli
felaketlerle açıklanır. Bu senaryolar, edebiyat, sinema ve dijital sanatta geniş bir yer
bulmuş, toplumsal korkuların sanatsal yansımalarına zemin oluşturmuştur.
Araştırmada, kıyamet sonrası temaların sanatçılar tarafından nasıl ele alındığı ve
bu eserlerin sanat dünyasındaki yeri değerlendirilmiştir. Çalışma ayrıca kişisel
sanatsal uygulamalar içermekte ve distopya ile kıyamet sonrası temalarının seramik
formlar üzerinden nasıl ifade edilebileceğine dair kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
Bu bağlamda, çalışma hem teorik hem de pratik bir yaklaşım benimseyerek sanat
ve toplumsal eleştirinin kesişim noktasına dair yeni bir perspektif kazandırmayı
hedeflemektedir.
Anahtar sözcükler: Distopya, kıyamet sonrası senaryo, sanat, seramik, görsel
sanatlar.