Danışman: Prof. Dr. Candan TERVİEL
Yazar: Rabia EKİNCİ ATASOY
Bu araştırma, göç kavramını ve seramik sanatındaki temsilini tartışmaktadır. Göç olgusunun
tarihsel ve sosyolojik temelleri, bireyleri ve toplumları fiziksel, duygusal ve sosyal olarak
nasıl etkilediği incelenmektedir. Araştırma, göç temasının zenginliği ve çeşitliliği göz önünde
bulundurulduğunda, anne ve bebeğin buluşmasıyla başlayan 9 ay 10 günlük sürecin göç
ekseninde sanat ve bilim alanlarında detaylı araştırılmaya değer olduğu görülmüştür. Bu
süreç kişisel uygulamalarla seramik form ve yüzeylerde insan yaşamının başlangıcından
bitimine kadar geçen zamanı göç olgusu ile vurgulamaktadır.
Çalışmanın ilk bölümünde göç olgusunun tanımı ve kuramsal temelleri ortaya konularak bu
konu tarihsel, kültürel perspektiflerden analiz edilmiştir. Araştırma, seramik sanatında göç
temalarını ele alan çağdaş sanatçıların ürünlerine de yer vererek, bu yapılar üzerinden
geleneksel ve kültürel bir karşılaştırma yapılmıştır. Bu bağlamda, özellikle göç temalı
seramik eserlerin insan psikolojisi ve kimlik algısı üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur.
Seramik sanatında kadın; doğum ve yaşamın devamlılığını sağlayan kutsallığı ile çağlar boyu
önemli bir yere sahip olmuştur. Ana tanrıça figürlerinden modern sanata uzanan bu
örnekler kadının doğurganlıkla sahip olduğu yaratıcılığına ve kültürel önemine dair önemli
izler taşımaktadır. Bu çalışmada kadının göçle ilişkili rolü hem biyolojik hem de toplumsal
dönüşümler çerçevesinde ele alınmıştır.
İkinci bölümde embriyonik gelişim ve hücresel göç bağlamında anlamı ve süreci
araştırılmıştır. Bunu takiben, embriyonik gelişimin biyolojik dinamikleri ve bu dinamiklerin
bireyin yaşamının ilk yolculuğu olan hücresel göçün sanatsal yorumlarına nasıl yansıdığı
incelenmiştir. Doğumdan ölüme uzanan yaşam döngüsü, hücresel göç ve göbek bağı
arasındaki kavramsal anlam aracılığıyla somutlaştırılırken, doğum öncesi değişimlerle
kurulan anne ile bebeğin arasındaki bağlantı yaşamın tek bir hücrede başlamasından
itibaren, evrimsel kalıplarla iç içe geçtiğini anlatmaktadır.
Üçüncü bölüm olan kişisel sanat uygulamaları, 9 ay 10 günlük yaşam döngüsünde anne
karnındaki bebeğin deneyiminin ve göçün seyrinin soyut formlar ve göç temaları aracılığıyla
ii
seramik yüzeylerde sanatsal olarak nasıl temsil edildiğini göstermeye yöneliktir. Organik
dokuların ve göbek bağı motiflerinin kullanımı, yaşam döngüsü ve yaşamın sürekliliğini
metaforik bir anlatım olarak sunan bu bölüm, bireyin anneyle olan bağına dair derin
anlamları içermektedir.
Bu araştırma sonucunda göç kavramı günümüze kadar birçok şekilde ifade edilirken, anne
karnındaki bir embriyonun kordon yoluyla yaşamsal ifadesi farklı bir bakış açısıyla ele
alınmak istenmiştir. Bu yaklaşım, göç olgusunun doğum, yaşam ve göç temasıyla ilişkili
olarak yeniden kurgulandığı, seramik form ve yüzeyler aracılığıyla soyut bir dille irdelendiği
ve şekillendirildiği bireysel bir serüven olmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Seramik Sanatı, Plastik Sanatlar, Doğum, Göbek Bağı, Göç Olgusu,
Döngü.