Danışman: Profesör, Hüsnü DOKAK
Yazar: Ece Nezahat MIDIK
Bu tez, anne-çocuk temasının sanat tarihindeki evrimini ve feminist bir perspektifle annelik kavramını inceler. Orta Çağ ve Rönesans'tan itibaren, sanatçılar anne-çocuk ilişkisini kendi dönemine ait ruhani ve dünyevi anlayışlarla işlediler. Barok döneminde duygu yoğunluğu artarken, modernizmle birlikte annelik toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde sorgulanmaya başlandı. Kadın emeği, tarihsel olarak genellikle görünmez kılındı ve toplumsal baskılarla kadınlar annelik gibi rollerle tanımlandı. Feminist sanat hareketi, bu durumu eleştirerek, kadınların sanat içindeki görünürlüğünü artırmayı ve tarihsel dışlanmışlıklarını vurgulamayı hedefledi. Sanatçılar, annelik deneyimini, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini ve kadın kimliklerini ele alarak eserler ürettiler. Örneğin, Judy Chicago'nun The Dinner Party adlı eseri, kadınların tarihsel katkılarını onurlandırırken, annelik ve sanatçılık arasındaki dengeyi sorguladı. Tezin son bölümünde çalışmalarının neredeyse tümünde yer alan bulaşık eldivenleri metafor olarak, annelik ve kadın kimliğinin zorlukları ve verilen emeğinin görünmezliğini simgeliyor. Bu metafor, annelik kadar kadınların bireysel kimliklerinin de öne çıkması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Sonuç olarak, kadınların emeklerinin ve kimliklerinin görünür kılınması gerektiği ifade ediliyor.
Anahtar Sözcükler: Annelik, feminist sanat, kadın emeği, toplumsal cinsiyet, görünmezlik.