DOĞADAN ETKİLENİMİN SANAT YAPITLARINA DÖNÜŞÜMÜNE MANTAR FORMLARI ÜZERİNDEN ALTERNATİF BİR BAKIŞ

Danışman: Doç.Dr. Hüseyin ÖZÇELİK
Yazar: Dilek KUYRUKCU

İnsanın doğa ile olan ilişkisi hiçbir dönemde günümüzde olduğu kadar önemli olmamıştır. Sanayi devrimiyle birlikte hızla artan kentleşme ve teknolojinin yaşamın her alanını etkilemesi, kapitalizmle birlikte yaygınlaşan tüketim kültürü gibi etmenler, insan yaşamını köklü bir biçimde değiştirmiştir. Sanayileşme ile başlayan bu değişim, insanları beton yapılara sıkıştırmış, doğal yaşamdan uzak alışveriş merkezlerine, kapalı ofislere mahkûm etmiş, doğadan uzaklaştırmıştır. Bu sadece fiziksel bir uzaklaşma değildir. Aynı zamanda insanın parçası olduğu doğa ile kurduğu derin bağın zayıflaması, hatta tamamen kopmasıdır.
Doğadan uzaklaşan insanın doğa ile yeniden bağ kurması için ortaya çıkan çeşitli girişim ve çabaların arasında sanat, kendine özgü diliyle önemli bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma raporu, insanın doğayla olan köklü ilişkisini mantar formları üzerinden görsel sanatlar açısından incelemektedir. Araştırma, sanat aracılığıyla modern insanın doğayla yeniden bağ kurma çabasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Çalışmada, kapsamlı yazılı ve görsel literatür taraması yapılarak mantarların sanatsal ifade üzerindeki etkisi, etnomikolojik bir yaklaşımla farklı kültürlerdeki yeri ve anlamı incelenmiştir. Mantarların, insan yaşamındaki rolleri, mutfak kültüründeki öneminden halüsinojenik özelliklerine ve gündelik yaşamdaki kullanımlarına kadar geniş bir yelpazede kültürel ve sanatsal etkileri temel alınarak araştırılmıştır.
Bu araştırma sürecinde, doğanın, doğal formların ve çalışma konusu olan mantarların sanat tarihi boyunca sanatçılara ilham kaynağı olduğu görülmüş, sanat ve doğa ilişkisi mantar formları üzerinden incelenmiştir. İnsan ve doğa arasındaki güçlü bağ, insanlık tarihi boyunca sanatçıların yaratıcılıklarını besleyen önemli bir kaynaktır. Paleolitik dönemden başlayarak
ii
günümüz çağdaş sanat uygulamalarına kadar, doğa ve doğada yer alan yapılar sanatsal ifadenin merkezinde yer almaktadır.
Sanat tarihinin farklı dönemlerinde ve akımlarında doğa ve sanat arasındaki ilişki farklı biçimlerde kendini göstermiştir. Sanatçılar her zaman doğadan esinlenmiş ve eserlerinde doğaya yer vermiştir. En soyut sanat formlarının bile özünde doğaya öykündüğü, tasvirden ne kadar uzaklaşılırsa uzaklaşılsın sanatın doğayla olan derin bağının kopmadığı, aksine bu bağın zaman içinde güçlenerek devam ettiği görülmektedir.
Bu araştırma, doğanın sanatçılar için eşsiz bir ilham kaynağı olduğunu sanat-doğa ilişkisinin tarih boyunca evrimleşerek farklı formlarda kendini gösterdiğini ortaya koymaktadır. Doğal formlar ve yapılar, özellikle de mantarlar, sanatsal ifadenin zenginleşmesine katkıda bulunarak, sanatçıların yaratıcılığını beslemektedir. Doğadan, mantarların çok yönlü doğasından ilham alan sanatçıların gelecekte bu doğal formlara daha fazla yöneleceği ve bu etkileşimin sanatsal çeşitliliği artıracağı öngörülmektedir.
Teorik araştırmalar sonucunda şekillenen uygulama bölümünde, farklı mantar türlerinin lamel yapılarından esinlenilmiş, özellikle Psathyrellaceae ailesine mensup Coprinopsis cinsi mantarlardan biri olan “Coprinpsis lagopus” (Hürmüz dobelen) mantarının karakteristik siyah-beyaz renk geçişleri ilham kaynağı olarak kullanılmıştır. Üretilen seramik eserlerde, çeşitli mantarların lamellerinin tekrarlarının oluşturduğu ritim ve hareketle birlikte matematiksel örüntüler öne çıkarılmış, bu gizli kalmış strüktürel yapılar estetik bir yaklaşımla yorumlanmıştır.
Bununla birlikte, mantarların doğal üreme döngüsünü bir sanat eserine dönüştürme amacıyla spor baskılar alınmış ve bu baskılar ayrı bir çalışma serisi olarak sunulmuştur. Bu yaklaşımda insan müdahalesi olmaksızın, doğal döngünün ve mantarların üreme sürecinin yarattığı gizli estetik ortaya çıkarılmıştır.
Araştırma ve uygulama süreci sonunda ortaya çıkan eserler, sanatçıların doğal detaylara verdikleri önemi ve dikkati yansıtırken, doğayı gözlemleyerek fark edilmeyen ayrıntıları keşfetme ve görünür kılma becerilerini de ortaya koymaktadır.
Bu eserler, sanatın doğayı ilham kaynağı olarak gören geleneğin devamı, doğaya ve doğal olana karşı duyulan derin ilgi, saygı ve sevginin bir ifadesidir. Eserler, izleyicisine doğanın güzelliklerini keşfetme, doğayla olan ilişkisini sorgulama ve doğa üzerine düşünme fırsatı sunmaktadır.
iii
Bu araştırma, sanatın sadece doğadan etkilenen bir alan olmadığını, aynı zamanda eylemleriyle doğayı etkileyen ve insanların doğayla olan ilişkisini dönüştüren bir güce sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Çalışma, etnomikolojik perspektiften mantarların kültürel önemini vurgularken, onların gizli kalmış detaylarını estetik bir biçimde görünür kılarak, modern insanı doğanın göz ardı edilen güzelliklerini keşfetmeye davet etmektedir. Hubert Reeves'in 'Doğa ile savaş halindeyiz, kazanırsak kaybedeceğiz' sözünden hareketle bu çalışma raporu, çağdaş seramik sanatı aracılığıyla doğaya uzatılan bir barış eli olmayı hedeflemektedir.


Anahtar Kelimeler: İnsan-Sanat-Doğa İlişkisi, Etnomikoloji, Mantar Formları, Mantar Lamelleri ,Çağdaş Seramik Sanatı.