SANAT PRATİĞİNDE YALNIZLAŞMA VE İZOLASYON KAVRAMLARI

Danışman: Doç. Zuhal BAYSAR BOERESCU
Yazar: Önay YENİÇERİ

Yalnızlık ve izolasyon terimleri, tarih boyunca insan var oldukça hayatta yer
bulmuştur. İnsan, hissedebilen ve düşünebilen biri olarak yalnızlık durumunu
yaşayıp anlamlandırıp sanata dönüştürmüştür. Bu durum, yalnızlık ve izolasyon
olgularını ifade edebilme özgürlüğünü ortaya çıkarmıştır. Sanatçılar kendilerini
plastik sanatlar, müzik, kavramsal çalışmalar ve ilişkisel sanat ile yalnızlık üzerine
kavramlarını dile getirmişlerdir. Bir ifade biçimi olarak sanat, insanlık için her zaman
önemli bir yere sahip olmuş ve sanatçılara kendilerini birçok alanda ifade etme
olanağı sağlamıştır. Yalnızlık kişinin çevresinden kopuk iç dünyaya odaklanmasını
simgeler ve dış dünyadan soyutlanmışlık anlamına gelir. Sanatçı yalnızlıkla
yüzleştiği sırada, deneyimlerini sanat eserine aktarır ve yansıtır. Eserlerde yalnızlık
kavramı, karanlık izole figürler ve koyu tonlar ile betimlenir.
Bu araştırmanın amacı, yalnızlık ve izolasyon kavramlarının toplumsal ilişkiler
üzerinde, hayatımızdaki yerini anlamlandırıp nasıl dönüştürülebileceği üzerine
tartışılmıştır. Bu kavramların sadece kişide değil mekânda da yalnızlık ve izolasyon
duygularıyla karşılaşabileceğimize yoğunlaşılmıştır. Bu iki kavramın sanattaki
yansımaları tartışılmıştır. Bu tez çalışmasında yalnızlık ve izolasyonun sanat
pratiğindeki yansımaları incelenmiş, bu konuların sanatçılar tarafından nasıl ele
alındığını ve izleyiciyle nasıl bir bağ kurduğunu keşfetmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca,
sanatın yalnızlık ve izolasyon gibi karmaşık duyguların anlaşılmasına nasıl katkı
sağladığını anlamayı hedeflemektir. Tezin sonunda, ortam odaklı bir sanat
çalışmasıyla araştırmanın sonucuna ulaşılmıştır.


Anahtar sözcükler: Sanat, Yalnızlık, İzolasyon, Sıkışmışlık, Mekân.